Yaşarken, yaşadığımız hayata ve dünyaya çok fazla anlamlar yüklüyoruz. Beklentilerimiz, hırslarımız, rekabetlerimiz, bizi birbirimizden uzaklaştırıp kamplara bölüyor, günümüz insanı gittikçe daha da yalnızlaşıyor.

Bu dünyanın sevgi ve merhamet yeri olduğunu, bu iki kavramın dünyaya, etlerimizi, kaslarımızı ve iç organlarımızı koruyan fasya etkisi yaptığını, sevgi ve merhamet yok olduğunda dünyanın dağılıp gideceğini düşünüyorum.  Hayatın içindeki güzellikleri görmekten vazgeçtik, tahammülümüz her gün azalmakta, merhamet duygusunu kaybetmekteyiz,  ne yazık ki hiçbir varlığa sevgi duymuyoruz.  Endişeliyim, hem de çok, içine sürüklendiğimiz kargaşa, bir kara delik etkisi yaratıp iyi ne varsa yutuyor, tutunacak hiçbir şey bırakmıyor, sanki herkes doğru yolu kaybetmiş, iyi olan her duygunun içi boşaltılmış gibi hissediyorum. Kendimiz ve başkaları ile kıyasıya mücadele edip, bir yarış ortamı yaratmaya çalışıyoruz. Aslında anlamak istemediğimiz şey hayatın bir yarış olmadığı, aniden hiç beklemediğin bir anda hayatın dışında kalıverip ve hayat yolculuğunu tamamlayacağın.  

Mutlaka yapacak işlerin, gidecek yolların, seni seviyorum demek istediklerin, özür dilemek istediklerin var ama hepsi öylece kalıyor ve sen hiç yaşamamış gibi geçip gidiyorsun.  Sanki geçip gitmeyi bekliyormuşuz gibi hissediyorum, bizi yavaş yavaş terk eden bütün iyi duyguları bulmak için çabalamaktan vazgeçmiş gibiyiz. Düşünebileceğiniz her yerde, şiddetin her türü ile yüz yüze geliyor, korkup siniyor, içimizdeki korkuyu besleyip, büyütüyoruz.  Şiddeti ve huzursuzluğu hayatımıza kendimiz çağırıyoruz, mücadele etmektense kaçmak kolayımıza geliyor. Kendimizi duvarların arkasına saklamak, görmemek ya da duymamak dünyamıza olanları ne yazık ki değiştirmiyor.  

B.K.S İyengar Yogaya Işık kitabında ‘’Şiddet bir zihin halidir. Kişinin elinde tuttuğu alette değil, zihnindedir. Bir insan tüm gücün kaynağı olarak Tanrı’ya güvenmelidir. Böylece hiçbir kötülükten korkmaz’’ diyor. Yoga yolunda ilerlerken karşılaştığım ve evrenselliğine her seferinde bir kez daha şaşırdığım ve hayran olduğum, yamaların ilk ilkesi, şiddetsizlik olarak çevirebileceğimiz aslında içinde sevgiyi barındıran olumlu bir anlamı olan AHİMSA’yı açıklarken bu sözcükleri kullanmış.  Kocaman dünyada paylaşamadığımız ne olabilir ki diye düşünüyorum, dinimiz, dilimiz, milliyetimiz, rengimiz farklı olsa da hepimiz aynı Tanrı’nın çocukları olarak doğmuşuz. Bir arada huzurla yaşamayı öğrenmek bu kadar zor olmamalı mutlaka bir orta yol bulmak zorundayız. Korkmak, korkutmak ve bu şekilde sindirmek aslında cahil ve korkakların işi, içinde sevgi ve merhamet barındıranlar kendi içindeki aydınlıkla bu duruma karşı koymak zorundalar.

Yaşadığımız bu günlerde gittikçe dozu yükselen bu histeri hali dünyayı simsiyah bir kılıf gibi sarıp sarmalar ve her gün daha da sıkıştırırken bizi neyin tuttuğunun farkına varmak, bu tutma halinin işi daha çok zorlaştırdığını anlamak için neden ve neyi beklediğimizi bilmiyorum. Korkuyla beraber şiddeti hayatımızın içine sokanların bizi yıldırmasına izin vermek, onların kazanması demek oluyor. Korkutarak şiddet doğurulan dünyada insanlar sevgi duymayı ve merhametli olmayı unutmaya başladı her şey bunun sonucu son hızla dibe batmakta, boğulmadan yüzeye çıkmamız ve bir an önce çözüm üretmemiz gerekiyor. Aynı gökyüzünün altında yaşayan, sonlu bir varlık olan biz insanların bir yerde kendimizi ölümsüz zannetmekten vazgeçmemiz ve hızla yaklaşan kötü gidişatı görmemiz gerekiyor. Son günlerde ülkemdeki birleşme, bir araya gelme hali benim birleşince güçlenip, sevgi ve merhameti bulabileceğimize ve şiddeti yok edebileceğimize dair inancımı arttırıyor. Sonuçta korkmadan bir araya gelen, kendisine ve etrafına saygı duyan sorumluluk almaktan çekinmeyen birileri her zaman vardır. Senin o insanları bulman onlarla bir olman önemlidir, hayatta yolunda gitmeyen şeyleri değiştirebilecek güce sahip olduğumuzu sevgi ve merhametin mutlaka kazanacağını ve dünyanın daha iyi bir yer olacağına dair ümidimizi kaybetmezsek eğer mücadele etmeye devam edebiliriz.  

Bir olalım, birlik olalım, önce kendi içimizde sonra diğer insanlarla, destekleyelim, güçlenelim şiddetsizce yaşayabileceğimizi, korkmazsak eğer her yanlışı düzeltebileceğimizi öğrenelim. Daha iyi bir dünya yaratmak için sevgi ve merhameti tekrar hayatlarımıza kalıcı olarak sokalım, önce kendinden başla, kendini sev, kendine merhamet et. Gülümserken iyi duygular bulaştır insanlara, bir virüs gibi yayılıp aydınlatsın dünyamızı ve geleceğimizi. 

Unutma; korkmadan, şiddetsiz bir dünyada yaşamayı istemek, başardığın anlamına gelir. Hep daha aydınlık günler görmemiz dileğiyle, hoşça kalın. Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top