Bu hayatta insanları bir sürü guruba bölmek ve ona göre sınıflandırmak mümkündür. Ama bence en önemli sınıflandırma desteklenenler ve kösteklenenler üzerinden oluşturulmalıdır.

Bir insanın başarılı olabilmesi için ona gereken tek şey desteklendiğini bilmektir. Bu desteklenme hali insanın kendine güvenmesini ve yapabileceklerinin farkına varmasına olanak sağlıyor.  Bir insana yapabilirsin ya da yapamazsın dediğinizde ona yüklediğiniz iki duygudan olumsuz dilek içereni, hayatı boyunca atacağı adımlarda tereddütlü davranmasına ve en kötüsü de sen yapamazsın lafıyla zihnine taktığı prangayla olduğu yerde kalmasına neden olur. Sözlerin insan hayatındaki bağlayıcılığı bazen yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. O yüzden herhangi bir konuda konuşmaya başlamadan önce, durup iki kez düşünmemiz gerekiyor.

Zihin kendi kendini olumsuz düşüncelerle istemeden de olsa kuşatırken her gün biraz daha katılaşmakta ve kendini kapatmaktadır. İnsan önce kendisine anlayış göstermeyi ve gerçekten kendini tanımayı başardığında, yavaşça kendini ve zihnini rahat bırakmayı öğrenir. Doğduğun an nefes almayı öğrendiğin gibi usulca hatalarından, başarılarından, başarısızlıklarından dersler çıkarmayı, çıkardığın derslerle ilerlemeyi ve bazen sadece kendine ihtiyacın olduğunu hayat sana öğretiyor. Tek ihtiyacın hayatla uyum içinde akmak, ne hızlı koşmak ne de geride kalmak. Zamanın hızı insanlar için tam bir yanılgı, çünkü zaman dünya var olduğundan beri aynı hızda ilerlemekte ve sen buna ayak uydurmayı öğrenmek zorundasın. Durum böyle olunca ilerlemek isteyen insanın kararlı olması, kendine güvenmesi ve kendi yolundan ayrılmadan yürümesi daha önemli hale geliyor.

Şükür ki hayatım boyunca yaptığım her işte beni koşulsuz destekleyen insanlara sahip oldum. Tabi ki sen destekleyenlere rağmen, yerinden kıpırdamak isteyebilirsin bu da senin tercihin ve ne istersen onu yapma özgürlüğüne sahipsin, belki uzun süre kıpırdamadan durmaya, harekete geçmekten daha çok ihtiyacın vardır. Sana neyin iyi geleceğini ve ne yapman gerektiğini sadece kendin bilebilirsin ve yapmak istemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin. Eğer kıpırdamak istiyorsan seni mutlu eden şeylerin peşinden gitmek hayatının içine heyecan ve bir sürü yenilik getiriyor. Hayat en iyi öğretmen ve öğrenmek isteyene her zaman öğretiyor. Bir kere kıpırdamaya karar vermişsen, öğrenmeyi ve kendini biraz daha ileriye taşımayı seçmekle kendine yeni bir alan açıp değişebilmek için bir başlangıç yaparsın.

Kaç yaşında olursanız olun şundan emin olun ki, yaşınız öğrenmenin önünde bir engel oluşturmuyor, bizim kendimize sınırlar belirleyip, engeller koymak konusunda master derecelerimiz olsa da son zamanlarda çoğumuz bir kıpırdanmanın içinde yeni keşiflerin peşindeyiz. Ben bir yoga eğitmeniyim, ilk amacım stüdyoya öğrenmeye gelenlerin zihnine, bedenine kısaca bütününe zarar vermeden öğretmeyi ve kendi bütünlerini keşfetmelerine rehberlik etmek. Her aldığım eğitim farklı bir bakış açısı oldu benim için. Yin Uzmanlaşma Eğitimi’nden beri yavaşlama ve hareketin içinde kendi limitlerinde kalabilme alanlarımı araştırmaktayım.  Ve yeni başladığım Yoga Terapi Eğitimi’nde aslında yavaşlamayı öğrenebilmenin, kendine şefkat göstermenin ve hep güvenli çemberin içinde zarar vermeden kalabilmenin ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına vardım.

Nereye gidiyoruz, neden bu acele, neden bu gösteriş merakı? Tek doğru var; yapmayı başardığın her asananın senin bütününe ne kadar iyi geldiği, sonuçta amaç bir fayda elde etmek. Benim amacım o faydanın peşinden ilerlemek, hedefim daha çok öğrenip daha iyi gelebilmek ve öğrendiklerimi daha çok paylaşabilmek.

Hoşça kalın, Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top