Gerçekten çok ilginç varlıklarız biz insanlar. Uzunca denecek bir zaman önce “Kişisel Gelişim” diye bir kavram geliştirdik ve son yıllarda da bu kavrama zirve yaptırdık. Hakkında TV programları yapıldı, kitapçılarda adına raflar ayrıldı, dünyanın her yerinde insanları sömüren bir ticari alan haline geldi ve birileri gerçekten büyük paralar kazandı bu işten.

Peki ya şu günlerde neler oluyor? Tamamen benim tespitim ve kişisel fikrim bu ama şimdi de sanki yere göğe koyamadığımız bu kavram için bir karalama kampanyası başladı, muhtemelen de önce onu bize süsleye püsleye satan birileri tarafından. Bir zamanlar zirve yapan ve herkesin peşine düştüğü kitaplar “tu, kaka” oldu tabiri caizse, geliştirilen teknikler yanlış bulunmaya başlandı vs. vs…

Aslında yine benim kanımca olan şu ki; Batı’nın, Doğu’nun kadim öğretilerinden ve kültüründen alarak kendine ve popüler kültüre uydurduğu daha doğrusu uydurmaya çalıştığı her şey sonunda tökezliyor ve zamanla da kaybolup gitmeye mahkûm oluyor. Mesela Doğu misyonundaki “şifa” kavramı Batı’da ne yazık ki, farklı farklı isimler alıyor ve “Hangi tür şifacı olmak istersiniz?” gibi komik bir seçenekle insanlara altın tepsilerde sunuluyor. Parayı veren ve birazcık zaman ayıran herkes eline bir belge alıyor ve şifacı oluyor. Ya da hangi terapi yöntemini uygulayacağına karar verip onu satın alıyor ve birkaç hafta sonunda hopppp terapist oluyor. İşin daha da vahim tarafı, bu öğrendiklerini hemen birileri üzerinde uygulamaya çalışıyor…Bu yanlışlar çok uzun yıllardan beri yapılan şeyler, lakin nedense şimdi tüm bunları eleştirmek ve kötülemek gündem oldu. Eh biraz da bununla oyalasınlar insanları ve şimdi de buradan yapsınlar primlerini bakalım.

Lütfen yanlış anlamayın. Durumun öncesini ve sonrasını savunuyor değilim. Sadece bir konuda farkında olmamızın önemini vurgulamak istiyorum. Şifacılar hep vardı lakin hiçbir şamanın uygulayıcı belgesi yoktu. Bir şifacı ancak doğal yetenekleri varsa ve bir başka kadim şifacıdan el aldıysa şifacı olabiliyordu ve kendisine şaman veya şifacı demiyor, toplum ona bu ismi veriyordu. Bilge kişiler, ustalar hep oldular ve uyguladıkları yöntemlerle pek çok hayatı güzelleştirdiler ve hiçbirinin terapist diploması yoktu. Yoga, binlerce yıllık bir yöntem ama yogilerin eğitmenlik belgesi yoktu. Ve tüm bu kadim yöntemler insanları kişisel olarak geliştirmek için değil (zaten böyle bir kavramları bile olduğunu sanmıyorum), bütünsel olarak dönüştürmek için vardı.

Peki Batı ne yaptı, Doğu’da olan ve sonuçları olduğunu gördüğü her şeyi kendi insanına taşıdı, onun inanıp, ikna olacağı hale getirdi, çoğunluğu gördüğüne inanan bu insanların ellerine kağıt parçaları tutuşturdu ve onları birer şifacı, birer usta, birer yogi ve hatta bilge olduklarına inandırdı ve bu yeni metodolojik oluşuma çok şık bir isim verdi; “Kişisel Gelişim”!

Şimdi söyleyin lütfen, gerçek şifacılar yalan mıydı, insanları kandıran bilgeler miydi, yaşam biçimi satan ve yolun sonunda mutluluk vaadinde bulunanlar zen ustaları mıydı, yogilerin amacı insanlara bir şey satmak mıydı? Elbette hayır. İnsanları kandıran bu kadim yöntemler değil, bu öğretiler değil, insanların ta kendisi. Doğu öğretisinde, meditasyon tanımlanırken onun yapılan değil olunan bir hal olduğu ve o aşamaya gelene kadar mutlak gerçekleşmesi gereken durumlardan bahsedilir. Ancak tüm bunlar gerçekleştiğinde meditasyon kendiliğinden olacaktır ve bu süreç insanların yıllarını alabileceği gibi, hiçbir zaman deneyimleyememe ihtimali de hep vardır. Peki batı bu meditasyon kavramını nasıl sattı herkese? Bu şekilde satması imkansızdı, çok zaman alırdı bu ve hiçbir maddi kazancı olmazdı. Böylelikle “imajinasyon” denen kavrama yöneldiler. Hayalini imgele meditasyon yapmış ol! Tabi bunu da gizli ve mühim bir bilgi gibi ya kitaplarla sattılar ya da pahalı seminerlerde.

Kısacası diyeceğim o ki; öğretilerde bir tuhaflık yok. Aklını kullanmayan ve araştırmayan, tembelliğinden sebep hazırcılığı seven modern insanın inanış biçiminde problem. Kişisel gelişmek şık bir kavram; zaten mükemmelsin sen, birazcık da gelişirsen tamamdır bu iş! Oysa bütünsel dönüşmek emek ister, uzun zaman alır ve beklentilerin olduğu sürece de gerçekleşmez.

Sonuç olarak, tıpkı Hinduların kutsal metinleri Rig Veda’da yazdığı gibi “Bilgeler onu farklı isimlerle çağırsalar da Hakikat Bir’dir” ve Hz. Ali’nin dediği gibi “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı”. Tüm gerçek bu, gerisi teferruat.

Aşk olsun…

SİTEDE ARA

Go to top