Hani çocuklara zamanı anlatmak için bir formülümüz vardır: Yatcaz, kalkcaz- yatcaz, kalkcaz, işte o zamannn…

Sizi bilemem ama ben tam da böyle yaşıyorum. Yatıyorum, hayatım olabildiğince güzel. Mutluyum. Güzelim. Param da var. Hava mis. Bir Avrupa programı ne de güzel olur şimdi. Şöyle bir yemyeşil dağlara uzansam diyorum. Karaormanlar mesela. Freiburg. Oradan Tittisee... Göl kenarıda müthiş bir otel var. İki güncük yeter bana. Fazlası cebe zarar zira. Oradan trenle Colmar da yakın. İki gün de orada kalsam. Oradan Strasbourg da yakın ama Colmar ile aynı dokuya sahip. İkizler bana göre.

İlk kez Strasbourg’a gittiğimde tam bir şaşkına dönmüştüm. Sanki gördüğüm her evin penceresi açılacak ve D’Artagnan aşağı sarkacak gibi gelmişti. Otelim tam da katedralin burnunun dibindeydi. Gözümü 14.Louis devrinde açıyordum her sabah. Müthiş bir deneyimdi. Sonra bir de şu meşhur Colmar’ı göreyim deyip, oraya geçmiştim. Le Petite Venice, Petite Paris, Petite France... aynı güzellikte... muhteşem. Aynı Strasbourg gibi.

Sonuç; gece yatarken, yer hazır, otel tamam, bütçe cuk oturmuş, valiz zaten hep yarı hazır olur bende. Gidiyorum arkadaşlar. Ver elini Black Forest.

Sabah kalktım. Kriz, mriz yok tabii de kur havalarda. Kimseyi dinlemiyor. Tutulduğu yerden kaçmış. Bir hürriyet, bir mutluluk... Uçuyor da uçuyor dağlara doğru, kartal misali.korkusuzca göklerde kanat çırpıyor. Düşünüyorum; ya yola çıkmış olsaydım da uçağım yere vardığında, kur da yere varacak mıydı? Ben yerde, o havada nasıl buluşacaktık? Alandan otelime giderken bindiğim araç, binerken kaç para, inerken kaç para olacaktı?

Sonuçta yattım, Karaormanlar’a doğru. Kalktım, valizi boşaltacağım, oteli iptal edeceğim, uçak biletini halledeceğim. Cezasını kur ne ise onun üzerinden ödeyeceğim. Sonra da oturup bir güzel ağlayacağım.

Gelelim bu güne. Günlerdir somurtup duruyorum. Cezalı çocuklar gibi evde oturup, kitap okuyorum. Mustafa Kemal de çıkmış. Beğeniyorum okurken. Ama içimde bir amaçsızlık, bir belirsizlik. Markete gitmem gerek de gidesim yok. Gidenlerin anlattıkları iyice somurtacak beni. Gitmem daha iyi diyor ve üzerimden pijamaları çıkarmıyorum. Ne bekliyorum bilmiyorum. Sadece beklediğimi biliyorum.

Gece kızım bir mesaj atmış. Bu sabah gördüm. ‘’ İngiltere onayım geldi.’’

Yatcaz, kalkcaz. Hayat değişecek. Umut doğacak. Belki de bir kurtuluş. Bilemem. Onu yatcaz, kalkcaz da öyle öğreneceğiz. Tek çocuğum , tek torunum, tek damadım var oğlum gibi. İngiltere’de yaşayacaklar. Ben nerede? Onu da bilemiyorum. Evde devamlı bir kaynana hoş olmaz diye düşünüp, ‘’anne Allahaşkına gel, sensiz olamayız’’ gibi ısrarların hayalini kuruyorum. Hangi köyde yaşarlar diye bu sabah hemen harita başına oturdum, çalışıyorum. Sanki bana soran varmış gibi yaparak. Bildiğim bazı hususlar var tabii. Devlet okullarından üniversiteye girmek zor oluyormuş. Özel okul gerek toruna yani. Londra’ya trenle bir saatlik uzaklıkta bir kasaba seçmek gerek yaşamak için. Windsor iyi bir seçim olabilir. Kraliçe orada yaşadığından ve 5 çayına gidebileceği arkadaşları da civarda oturduğundan iyi bir seçim olabilir. Arada Elizabeth ile çay içeriz düşüncesinden hareketle yani. Elton John da orada oturuyor nasıl olsa. Sıkılmaz insan. Benim seçimim Windsor da bizimkilerin neresi onu göreceğiz. Daha konu çok taze. Toruna bir gün İstanbul’dan taşınalım mı? Demiştik. ‘’cesedimi çiğnersiniz’’ demişti. Bir problem de ona nasıl anlatılır bu konu.? Kıyamet kopacak. Çoook işşimiz var çooook.

Yattık, kalktık da noolacak şimdi?? Hep beraber göreceğiz arkadaşlar. Çok düşünmemek için bari ben markete gideyim bi cesaret. Dua edin benim için. İngiltere için de olur, market için de...

Sevgi ile kalın, hayat bu, gün doğmadan neler doğar!!!


Strasbourg otelim, katedralin dibi


D'Artagnan'ın evleri sanki


Rüya şehri Strasbourg


Sabah uyanınca tarih öncesindesin


Bu balkonda kahve içmiştim


Her köşe başka bir güzeldi


Nehir boyunca yürümüştüm


Tarih içinde yemek yemek...


Bu Colmar çatısı da pek güzeldi...


Trenleri severim. Yol boyunca kitap okursun.


Çatıları çok severim


Colmar da aynı güzellikte


Spielberg ile çok sevişiriz de


Çaya geldim de


Bu evi beğendim de, emlakçıya gidiyorum.


Dönüyorum yolluk biramı içeyim de...


Kraliçe bekliyor beni


Windsor sarayı


 

SİTEDE ARA

Go to top