İlkçağın kadim Hint bilgelerine göre ilk başta dünya, henüz tecelli etmemiş bilinç durumu halinde vardı. Birlik halindeki bu bilinç durumundan, ‘sessiz ses’ diye anılan, süptil titreşimler olan ‘aum’ oluştu.

Bu kozmik ses titreşimleri, ilk olarak Ether (akasha) elementini meydana getirdi. Sonrasında ise diğer dört element olan hava (vayu), ateş (agni), su (apah), toprak (prithivi) oluştu. Her elementin (ether, hava, ateş, su, toprak) bir niteliği olmasının yanında; element - nitelik ilişkisi, insanın 5 duyu yoluyla algısı ve doğasına dair büyük önem taşır.

Ether (akasha) ‘mutlak uzaysal boşluk’ demektir ve tek bir niteliği vardır: Ses.

Bu boşluk kavramı, hava boşluğu anlamındaki boşluk ile karıştırılmamalıdır. Akasha yalnızca boşluk demek değildir. Akasha, tüm maddesel uzayda yaygın olarak bulunan ve diğer elementleri ve maddeleri barındırma kapasitesi olan töz anlamına gelir.

5 elementin ardışık sıralaması, bu elementlerin, evrenin gelişimi üzerindeki rolleri ve özellikleri bakımından esastır. Elementlerin niteliklerinin sıralanması aynı zamanda 5 duyu yoluyla algılanmaları bakımından da temeldir.

Patanjali’nin Yoga Sutra’sında bu konuya şöyle değinilmiştir:

“Deneyim alanının (Puruşa) ve deneyim nesnesinin (zihinsel alan) varlığı kesinlikle reddedilemez. Bu son nokta göz önüne alınarak şu hatırlatılmalıdır. ‘algının nesnesi olarak’, zihinsel alan duyu organlarının verilerini toparlayan olarak, onların biçimlerine girer (ses, his, biçim, tat, koku gibi) ve böylece deneyimin nesnesi olur.” (Yoga Sutra 1.4)

Ustaların Yoga Sutra yorumlarında ise “tezahür etme sıralaması asla değişmez olduğundan…” diye belirtilerek 5 elementin ardışık sıralamasına dikkat çekilmiştir.

Bilgelere göre bu sıralama Ether (akasha/kham) ile başlar, hava (vayu), ateş (jyoti), su (apah) ve toprak (pritivi) diye devam eder ve bu sıralama aynı zamanda maddenin inceden kalına, süptil olandan maddesel olana doğru gidişine de işaret eder.

Yoga Sutra’da buna dair: “Ayrışmış ve ayrışmamış, belirgin ve belirgin-olmayan olarak nitelikler farklı evrelerde, biçimlerde tezahür eder” geçer (Yoga Sutra 2.19).

Elementlerdeki bu sıralama, algı yolu olan duyu organlarına da yansır. Ether’in (akasha/kham) algı yolu ses iken; hava’nın (vayu) ses ve dokunma; ateş’in (agni) ses, dokunma ve renk; su’yun (apah) ses, dokunma, renk ve tat; toprak’ın (prithivi) ise ses, dokunma, renk, tat ve kokudur. Buradan da anlaşılacağı gibi her bir element ardışık sırasına göre bir önceki elementin niteliğine de sahiptir. Ve diğer her element ether (akasha)’den meydana gelir.

Ses’in ve duymanın öneminden olacak ki, Hz. Mevlânâ da Mesnevî’sine ‘dinle’ diye başlamıştır.*

Metinler der ki; ses, havanın niteliği değildir, hava sesin taşıyıcısıdır. Bir harf sese büründüğünde, ses tıpkı göle atılan bir taş gibi dalga dalga yayılır.

Ses, kaynağından dinleyiciye, hava yoluyla ve dokunma mekanizmasıyla yayılır. Başka bir deyişle, katı bir materyalin yüzeyi titreştiğinde bu titreşimler bitişikteki hava moleküllerine aktarılır, oradan diğer hava moleküllerine ve diğerlerine, ta ki kulak zarına çarpana dek iletilir. Daha sonra duyma sinirlerine aktarılır ve bu titreşimler dinleyici tarafından ses olarak algılanır.

Burada en bilinen örneklerden biri havasız ortamda zil deneyidir. Çalan bir elektronik zili, çalar halde havasız ortama koyduğumuzda artık çaldığına şahitlik edemeyiz ancak zilin titreştiğini görmeye devam ederiz. Yani titreşimler mevcuttur fakat sesin yayılımı ve kulak zarımıza ulaşarak ses algısı yaratması artık mümkün değildir. **

Tıpkı ses algısının yanılsamaya sebep olabilmesi gibi diğer algılar da yanılsama yaratabilir.

Yoga Sutra 1.11’e göre algı nedir?

Algı, nesne ile renklenmiş bir şekilde hem algılanmış nesne hem de algının kendisi olarak tezahür eder ve daha sonra nesnenin benzer karakterinde bir Samskara, bilinçaltı izlenimi bırakır. Nedeni ile aynı biçimde olan bu izlenim (nedeni ki nesnedir) daha sonra benzer karakterde bir hatırlamaya vesile olur, dolayısıyla bilinçaltı izlenimi (zihinsel alandadır) hem nesneyi hem de algıyı içerir.

Bu noktada, Thich Nhat Hanh’ın Buddha öğretileriyle ilgili sözleri geliyor akla. İşte şöyle diyor:

"Hepimiz sadece birer insanız ve her an algılarımız bizi yanıltıyor. Eşimiz veya partnerimiz de yanlış algılara meyilli olabiliyor; bu yüzden daha açık ve daha derin görebilmek için birbirimize yardım etmeliyiz. Algılarımıza çok fazla güvenmemeliyiz - bu Buddha'nin öğretilerindendi. “Algılarınızdan emin misiniz?" diye soruyordu bize. Bu sözü bir kartın üzerine yazmanızı ve odanızın duvarına asmanızı istiyorum: “Algılarınızdan emin misiniz?". İçinizde bir algılar nehri var. Bu nehrin kıyısına oturup algılarınızı dikkatle izlemelisiniz. Buddha, çoğu algımızın yanlış olduğunu söyler. Algılarınızdan emin misiniz? Bu soru size yöneltildi. Bu bir farkındalık çanıdır." ***

Farkındalık çanı çalıyor, peki biz duyuyor muyuz?

 

   * Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, Can, Ş., Mesnevî Tercümesi-6 Cilt Takım (2016), Ötüken Neşriyat Yayınevi, İstanbul.
 ** http://amrita.olabs.edu.in/?brch=1&cnt=1&sim=83&sub=1
*** https://www.mindfulnessbell.org/archive/tag/wrong+perceptions 

Kaynaklar ve ileri okuma:

1) Frawly, David, Ayurveda and the Mind the Healing of Consciousness (1997), Lotus Press, Wisconsin.
2) Jha, G. Yoga Darşana Patanjali’nin Yoga Sutraları & Vyasa Bhaşya Vyasa Maharaşi’nin Yorumu (2020). Çeviren ve hazırlayan: Damla Dönmez, Okyanus Yayıncılık, İstanbul.
3) Lad, Vasant, Ayurveda The Science of Self-Healing (1987), Lotus Press, Wisconsin.
4) Prasad, M.G., Akasha (Space) and Shabda (Sound): Vedic and Acoustical Perspectives (2009), Department of Mechanical Engineering Stevens Institute of Technology Hoboken, New Jersey.

( https://www.umassd.edu/media/umassdartmouth/center-for-indic-studies/workshop2009_speakermgp5.pdf )

 

Go to top