Bir kaç yıl evveldi. Bir yoga dersi sonrası benimle birlikte aynı dersten çıkan bir bayanla birlikte sokağa doğru giden merdivenlerden aşağıya iniyorduk. Ruhumuza dokunan bir dersin verdiği mayhoşluk içerisindeydik ikimiz de ve yogaya neden geldiğimizle ilgili konuşmaya başladık.

Ona şöyle dediğimi hatırlıyorum: "Kendimizi sürekli ve tekrar tekrar yenilemek için burdayız"; ve onun bana yumuşak bir sesle verdiği cevabı: "Ve bunu kabullenmek için". İkimiz de hafif serin ve canlandırıcı sonbahar havasına adım attık ve birden duraksadım. Hayatımdaki en zarif ve en güzel derslerden birini vermişti bana bu tesadüfi ruh öğretmenim: kendimizi tekrar tekrar yenilemek ve bunu kabullenmek.

O günden beri sık sık düşündüm bu dersi, özellikle hayatın yükü ve dünyadaki trajediler bana taşınamaz gibi geldiği zamanlarda. Bir anne, kadın ve özgür düşünceli bir dünya vatandaşı olarak bireysel ve toplumsal hayatımızdaki trajedileri görmezden gelemiyorum. Tekrar tekrar yüzeye çıkan sorunlar yeni değiller. Yüzyıllardır aynı döngülerin içerisindeyiz. Buna rağmen birey ve toplululuk olarak kendi içimizde ve dışımızda barış ve huzur yaratmakta zorlanıyoruz. Yoga bu karmaşıklığın içinde sığındığımız limanlardan bir tanesi. Bizi içimizdeki umudu yenileme pınarımıza bağlayan bir liman. Sonrasında günlük hayatımıza geri dönüyoruz ve tekrar tekrar bidonlarımızı doldurmaya, bu iyileştirici merhemle yaralarımızı sıvamaya geri geliyoruz. Ve zamanla geri gelmenin kendisi gerçekliğimizin yıpratıcı kaosunda hayatta kalmamızı sağlayan umuda dönüşüyor. Bu bağı kaybettiğimiz her noktada umudun bir olasılık olduğuna tekrar tekrar güvenmemiz gerekiyor.

Bugün öyle günlerden biri. Gerçekliğimizi değiştirebileceğimize inanmayı seçiyorum. Günlük ruhsal ve bedensel çalışmamın işe yaradığına ve seçtiğim düşünce, söz, duygu ve eylemlerle dünyayı hafifletebileceğime inanmayı seçiyorum. Her gün inançlarımı, sinir sistemimi, sindirimimi, gövdemin duruşunu, ve kendimle ve dünyayla ilişkimi yenilemem gerekse de kendi gerçeğimle buluşmanın önemli olduğuna inanıyorum. Ve o gerçek şu: herşeye rağmen umudum ayakta ve bu güzel, çok güzel birşey! Benim/bizim bilincimizin gelişmekte olduğu, insanlığın şu anki sorunlarını aşacağı, ve kendimizle, birbirimizle, doğayla ve dünyadaki diğer bütün canlılarla barış içinde yaşayabileceğimiz umudu.

Henüz o noktada olmadığımız için ve bu günkü gerçekliğimiz içinde varolmak cesaret gerektirdiği için, ben/biz her gün inanmak, umut etmek, ruhsal ve bedensel çalışmalar yaparak kendimizi tekrar tekrar yenilemek ve günlük hayatımıza yenilenmiş ve tekrar doldurulmuş huzur ve cesaret depolarımızla dönmek zorundayız. Ve bunu kabullenmek hayatta yapabileceğimiz en zor ve en anlamlı yoga çalışması.

Sevgi ve ışıkla,

 

SİTEDE ARA

Go to top