Güç, esneklik ve denge isteyen; Virabhadrasana I-II-III “Savaşçı I-II-III” asanalarını yoga derslerinde sıklıkla yaparız. Vücutta çalıştırdığı kasların, getirdiği dengenin ve aktive ettiği çakraların yanı sıra mitolojik bir hikâyesi de vardır.

“Lord Shiva, Sati ile evlenmiştir. Sati’nin babası Daksha kızının evliliğini hiçbir zaman onaylamamıştır.

Bir zaman sonra Daksha büyük bir parti düzenler. Shiva ve Sati hariç herkes çağırılır. Sati, bunu duyduğunda Shiva’ya partiye gitmek isteğini söyler. Shiva çağrılmadıkları yere gitmemeleri gerektiğini, babasının öfkesinin arttırmak istemediğini söylese de Sati bu durumu kabullenemez ve tek başına gider.

Oraya gidince babası alaylı gülümseyerek, Sati’ye çağrılmadığı halde neden geldiğini sorar. Sati, tüm misafirlerin önünde babası ile tartışmaya başlar. Tartışma büyüdükçe kendisini dışlanmış, aşağılanmış hisseder, her zaman güvenebileceği babası tarafından acımasızca davranılması karşısında derin bir hayal kırıklığı yaşar, öfke ile titreyerek tüm aile ilişkilerinden vazgeçmek için bir iç çözüm getirir ve ‘Sen bana bu bedeni verdin, ben artık onunla olmak istemiyorum’ der ve yere meditasyon yapmak üzere oturur. Gözlerini kapayarak bedeni alevler içinde yanana kadar kendi derinine dalar ve iç ateşini arttırır, bir süre sonra ruhunu kaplayan kederle alevler içinde yanar.

Sati’nin ölüm haberi Shiva’ya ulaşınca derin üzüntü ve kızgınlık içinde, bulabileceği en karanlık yere giderek gözyaşları eşliğinde saçlarını koparır. Kopardığı saçlarından ateşli bir savaşçı oluşturur ve bu savaşçıya Virabhadra ismini verir; Vira ( kahraman) + Bhadra ( arkadaş), Kahraman Arkadaş’a yani Virabhadra’ya, Daksha’yı ve oradaki tüm misafirleri yok etmesini emreder. Virabhadra partiye gider, iki elindeki iki kılıç da yer altından yeryüzüne  doğru ilerler, bakışları ellerine doğrudur; ‘savaşçı I’ pozunun karşılığıdır.

Gelişini herkesinin görmesini sağlamak ve düşmanı Daksha’nın başını kesmek için kılıcını ileri uzatır;‘savaşçı II’ pozunun karşılığıdır.

Hızlı ve kesin hareket ederek, Daksha’nın kafasını elleri arasına alır; ‘savaşçı III’ pozunun karşılığıdır.

Bir süre sonra Shiva, Virabhadra’nın tahrip ettiği hasarı görmek için Daksha’nın yerine gelir ve  Virabhadra’yı kendi formuna geri çeker, içine alır. Öfkesi yerini derin bir üzüntüye bırakmıştır. Shiva, merhamet ile Daksha’nın başsız bedenini bulur ve ona keçi başı vererek Daksha’yı hayata döndürür. Böylece Daksha yeniden doğmuştur. Fakat hala bir gerçek vardır, Sati ölmüştür. Shiva parti alanından sevgili karısının cansız bedeni taşıyarak  nereye gideceğini bilmeden acı ile ayrılır.”

Shiva;  kalbi, sevgisi ( Sakti)  uğruna gururlu ego’yu (Daksha) öldüren yüksek benliktir.

Virabhadra; bizim hırs, kıskançlık, öfke, haset, korkaklık, pervasızlık, adaletsizlik ve cehalet gibi zayıf yönlerimizle savaştığımızı gösteren ve güçsüz hissettiğimiz zamanlarda dahi içimizde her zaman güçlü bir savaşçının olduğunu hatırlatan metafordur.

Yoga, her daim barışçıldır fakat savaşmak ya da savaşçı olmak her zaman kötü anlama gelmez. Bazı zamanlar savaşmamız gerekir; cehaletimizle, egomuzla, korkaklığımızla, bilinçaltımızla, erteleme arzumuzla ve dahi uyanmak, kendimizi hapsettiğimiz çerçevemizin dışına çıkabilmek için. Yoga felsefesinde savaşçı ruhundan kasıt budur; çerçevemizin, sınırlarımızın dışına çıkabilmek, aslında hiç fark etmediğimiz içimizdeki gücü ortaya çıkarabilmek belki de en önemlisi saldırgan olmadan ve zarar vermeden kendi içimizdeki savaşçı ruhunu uyandırabilmek.

Kendimizi her yönümüzle kontrol edebilmeliyiz.

Hatırlamakta fayda var, düşündüğümüzden çok daha güçlüyüz ve hepimizin içinde birer savaşçı mevcut.

Kalbimle kucaklıyorum.

Namaste

 

 

 

Go to top