Yoga hayatıma başlayalı 23 sene kadar oldu. Her hafta nedenini bilmeden gittiğim asana dersleri yıllar geçtikçe hayatımın merkezine yerleşti. Bu sürece uzaktan da olsa şahitlik eden arkadaşlarımdan biriyle yaptığımız psikoanaliz ile ilgili bir sohbet sırasında, psikoanaliz için gözlerim parlayarak ‘Yoga gibi’ dediğimde arkadaşımın küçümseyerek kıvrılan ağzından ‘Yoga da neymiş?’ ifadesinin çıktığı an bu yazının doğduğu andır.

Uzun süre bu ifadenin üzerine düşündüm, etrafımda ‘sen hala Yoga hocası mısın?’ diyenler de aslında ‘Yoga da neymiş?’ diyorlardı. Bir çok insan temelde hem Yoga hem psikoanalizin insan kişiliğinin çekirdeğine inerek onun özgürleşmesini hedeflediğini bilmeyebilir.

Yoganın beden ve ruh üzerindeki dönüştürücü gücünü bu yola gönül vermiş olanlar, yapanlar zaten deneyimliyorlar. Ben bu yazıda daha çok yogayı deneyimlememiş olanlar için yoganın sadece bedende değil zihin ve ruh sağlığında oynadığı rolü anlatmaya çalışacağım. Bu doğrultuda önce kısaca psikoanalizden ardından da yogadan bahsetmek ve sonrasında da bu iki bilimin birbiriyle yakından ilişkisini incelemek istiyorum.

En basite indirgeyerek anlatırsak Psikoanaliz Freud’un 1890’lı yıllarda çeşitli nevrozları tedavi etmek için başlattığı ve Freud takipçilerinin sürdürdüğü bir yöntem. Bu yöntemin ana dalları free association (serbest çağrışım), yorumlama (interpretation) ve transference (aktarım). Psikoanalitik teknik, hastanın analisti ile arasındaki aktarım aracılığını kullanarak analizand’ın serbest çağrışımı ve bu çağrışımdan ortaya çıkanların yorumlanmasıdır. Bilinçaltı bu sürecin önemli bir parçasıdır, bilinçaltının analizanın bilgisi dışında hareketlerini etkilemesi ve bu sürecin derinden analiz edilmesi psikoanalizin temelidir. Yaşamımız boyunca bilinç dışına (ya da altına) sürgün edilen tüm duygu ve düşünceler analizan tarafından analist aracılığı ile incelenir ve aslında hedefi ruhun özgürleşmesini sağlamaktır. Yaklaşık 5-7 yıl süren bu süreç içinde analizan haftada 3-4 kez psikoanaliste gider ve koltukta yatarak bu süreci yaşar. Bu süreç sonunda analizan kendisi ile barışık, kendisini ve çevresini kabullenmiş, kendi zayıflıkları ve gücü ile tanışmış mutlu bir birey olarak analizini bitirir; diye umuyoruz.

Yoga, Patanjali adlı bir Hint Tanrısının 185 aforizmasından oluşan bir sistem. Hint felsefesine göre insan ruhu (Jivatma) daha evrensel bir ruh (Pramatma) ile birleşme yani özgürleşme (Moksa) çabasında; bu yoganın bir çok amacından biri. Yoga Sutra’ların (Patanjali’nin yazdığı 185 aforizma) ilki: ‘Atha Yoganusasanam’ (Haydi Yoga Başlasın), ikincisi ise ‘Yoga Chitta Vritti Nirodhah’ (Yoga, zihnin değişken hallerini, zihindeki dalgalanmaları durağanlaştırır). Bu önemli Sutra’yı daha iyi anlamak için biraz üzerinde durmak gerekiyor. Sadece bu Sutra’nın kendisi Yoga Psikolojisi ve Pratiği arasındaki bağı kurduğundan aslında Samkhya (Varoluş) ve Yoga Metafiziği'ne kadar uzandığını söyleyebiliriz. Citta, ‘cit’ düşünmek, göz önüne almak kökünden geliyor. Citta’nın üretebilen, yargıya varabilen, bilgiyi saklayabilen parçasına  Buddhi (zeka) deniyor, bunu ‘farkındalığımızın tam olması için bir rota’ olarak da yorumlayabiliriz. Buddhi, Manas’ın verdiği (süreci dönüştürebilen duyularımızın zihni) bilgi ile çalışıyor. Ahamkara (Ego) da Citta’nın içinde: Aham ‘ben’, kara ‘yapan’ demek. Citta’nın ‘ben’, ‘benlik’ ve ‘kimlik’ kısmı Ahamkara’nın içinde gizli. Citta, Patanjali’nin yorumunda kavramsal fonksiyonları ve ruhu da içeriyor dolayısıyla Prakrti’den (Doğa) ayrı değil.

Yogayı anlamak zihnin bütün hareketlerinin Prakrti’nin ürünü olduğunu ve ruhtan/ gerçek benliğimizden/ bilincimizden (Purusa) bağımsız olduğunu kabul etmek demektir. Doğduğumuzdan itibaren yaşadığımız her iyi ya da kötü şey Purusa’dan bizi uzaklaştırıyor ve Citta’nın harekete geçmesine izin veriyor. Ne Citta ne de Prakrti bilinçli değil, sadece bir form halindeler, sadece Purusa aktif. Purusa Citta gibi daldan dala atlamıyor, düşüncelere dalmıyor, saf farkındalık ile Buddhi ile işbirliği yapmaya çalışıyor.

Yoga yapan öğrencinin/ öğretmenin Citta’yı anlaması ve yönetmesi gerekiyor. Bu da zamanla özgürleşmeye (Moksha'ya) yol açıyor.

Ruhumuz bedenimizin bize sunduğu deneyimlerle var oluyor: doğum, ölüm, hastalık, yaşlılık, mutluluk, sabır, kaygı... Zihin kendi saf benliğini bu deneyimlerle özdeşleştiriyor ve saf benliğinin bu deneyimlerden ibaret olduğunu düşünüyor ve dünya varlıklarına daha çok bağlanma ihtiyacı duyuyor. İz bırakma duyusu, tutunma, mutlu/üzgün/kaygılı olma halleri, saf benliğin kirlenmesine ve bir nevi erozyon geçirmesine neden oluyor. Patanjali ruhumuzu etkileyen ve zihnimizi özgürleştirmeyi engelleyen bu duyuları Vritti olarak tanımlıyor, çünkü bu duyular ve tanımlamalar zihnimizi özgürleştirmeyi engelliyor.

Yoga gibi yüce bir sanatın Batılı bakış açısı ile özellikle medyada, ‘yoga’ şemsiyesi altında cinselleştirilmiş akrobatik hareketlerden oluşan fotoğrafların çoğunlukta olması, bu fotoğraflara bakıldığında ‘Yoga da neymiş’ duygusu uyandırıyor. Tüm bu asana temelli duruşların hepsi halbuki Patanjali’nin 8 dallı felsefesine dayanıyor:

Yama (Evrensel ahlaki kurallar)

Niyama (Kişisel kurallar)

Asana (Yoga esnasında yapılan fiziksel hareketler)

Pranayama (Nefes alma ve kontrolü)

Prathayara (Duyuların control edilmesi)

Dharana (Konsanstrasyon ve kendini tanıma)

Dhayana (Meditasyon, adanmışlık)

Samadhi (İlahi olan ile bir olma)

Yama ve Niyamalar da 5 dala ayrılır ki bu etik yapılanma yoganın ilk adımlarıdır. Görüldüğü gibi asana, yoga’nın bir dalı. Bütün bu yaşama rehberi yoga asana ile birlikte bir yogi/ni’nin amacıdır. Kendini tanımak, farkında olmak, yaşanan anda olmak ve zamanı tanıyarak kendini örüntülerinden kurtarmak bir hayat boyu sürebilir. Patanjali’nin MS 200 yazdığı bu olağanüstü yaşam bilimini çalışmak için bir ömür yetmez.

Yoga, psiko-tinsel bir teori ile 3 Guna’yı (kalite/ özellik) keşfe çıkar. Yoga asanalarını (Yoga’da yapılan hareketler) ve psikolojisini anlamak için Guna’ları anlamak şart, çünkü Guna’lar zihnimizin evrimini gözlemlemek, kendi doğamızı (Prakrti) bilmek için gerekli. Guna’ları anlamadan yoganın beden ve zihnimize olan etkisini hissetmek zor olacaktır. Yogayı daha iyi anlamak ve özümsemek için kısaca Guna’lardan bahsetmek istiyorum.

Bilincimizin aydınlanmasına en büyük tehdit Tamo Guna (Tamas)'dır. Benliğimizi kara bir perde gibi kaplayan, bizi akıl karışıklığına, kuruntu üretmeye, tembel olmaya iten, sağduyumuzu körelten Tamo Guna’nın etkisidir. Çin tıp ve felsefesinde Yin & Yang sembolündeki karanlık Tamo Guna’dır. Bedenimizin ve zihnimizin her alanında Tamo Guna vardır; ancak ve ancak bilincimizi açarak, farkındalığımızı güçlendirerek bilinç altımızdaki kara noktalarla tanışarak aydınlığa varabiliriz. Tamas tüm psiko- somatik hastalıkların, korkunun, depresyonun ardında olduğu gibi apati (hissizlik), ağırlık, gerileme (regresyon) de yaratabilir. Elbette travma, hastalık ve kayıp yaşadığımızda Tamo Guna bize hakim olacaktır ve bu karanlık perdenin açılıp içeri gün ışığı sızması zaman alacaktır ancak Vedik gelenekler bu gibi durumlar için hem Yoga hem de Ayurveda’dan yardım alarak pozitif yönde dramatik değişimler oluşturmaktadır.

Değişimi ve dönüşümü sağlayabilen Rajo Guna (Rajas) ise iki uçlu kılıç gibidir; hem girişgenlik, hem dönüşüm hem de hareketi yönetir ve Tamas’ı dağıtmak için gereklidir ancak Rajas bizi tutku, arzu, akıl karışıklığı, kararsızlık ve öfke gibi yerlere de götürebilir. Rajas’ı en iyi ‘ateş’ olarak tanımlayabiliriz- kontrollü ise ısıtır ve ışık verir, kontrolsüzse yakar, yayılır ve bitirir. Rajo Guna tanımamız ve karşılaşmamız gereken ruhumuzdaki şeytandır, melektir!

Hepimizin içinde Tamo ve Rajo Guna varsa Satto Guna (sattva) da vardır; içimizdeki ışık, temiz yüreğimiz, merhametimiz, sevgimiz, yargısız ve kabullenmiş halimiz, doğruyu aramamız, merakımız, dinlerken kendimizi vermemiz, dürüstlüğümüz, insan olma halimiz, bilincimizin kendisi Sattva Guna’dır. Doğa, Sattvic’dir; fırtına olur (Rajas) yıkılır, çürür (Tamas) ve yeniden tüm güzelliği ile var olur (Sattva). Kendi doğamız Sato Guna’dan çeşitli nedenlerle uzaklaştırılmış, bilincimiz ve benliğimiz şartlanmalar sayesinde farklılaşmıştır. Yoga sanatı bizi Sato Guna’ya davet eder.

Yoga bize zihnimizin en derin köşelerine gitmemiz için bir araç sunar; bedenimiz ve nefesimiz. Egoyu efendi yerine köle yapmamızı öğretir, bilincimizle ve algılarımızla kendimize engel olarak sunduğumuz denklemlere (Klista Vrittis) çırılçıplak bakmamızı sağlar. Yoga duygusaldır, sancılıdır. Bazen kendinizi uçar gibi hissedebilir, bazense kendinizi Rajo Guna’ya kapılmış hissedersiniz.

Özgür olmak, bilinç ile karşılaşmak ve iç görü sahibi olabilmek yoga yolculuğunun amacıdır.

Bir yoga hocası öğrencisinin bu yolculuğa başlamasını sağlamak için bedenden yola çıkar. Asana rehberliğinde öğrencinin bedenini tanır, onu kendi örüntülerinden uzaklaştırmak ve kendisini tanımak için fırsat sunar ve öğrencinin egosu ile yüzleşmesini sağlar.

Psiko-dinamik terapi okumuş ve Psikoterapi sürecini yaşamış biri olarak naçizane söyleyebilirim ki; Freud’un  “İd varsa, ego da olacaktır’’ deyişini göz önüne alarak analist analizanın bilinç altına ayna olabilir. Analizanın id’de kalmış bilinçaltı malzemeleri ego içinde bilinç düzeyine erişir. Dolayısıyla analizan rasyonel seçimler yaparak zihninin yarattığı düşünsel ve duygusal dalgalanmalara dur diyebilir. Böylece id egoya dahil edilir ve hatta daha güçlü bir egonun yerine geçer. Ancak ego bilindiği üzere sadece kendisi ile ilgilenir.

Tüm bu bilgiler ve değerlendirmeler ışığında baktığımızda psikoanaliz ve yoganın oldukça benzer olduğunu ve sadece uyguladıkları yöntemlerle ayrıştığını söylemek mümkün. Romalılar ‘Sağlıklı ruh sağlıklı bedende var olur.’, BKS Iyengar ‘Yoga ruhumuza açılan kapıdır.’, Nietzsche ‘Zihin, bedene hizmet eden bir el gibidir.’ derken beden ve ruh ilişkisine dikkat çekerler. Yoga öğrencisini analizandan ayıran fark asanalar, yani yoga pozlarıdır. Öğrenci asana uygulaması ile önce bedenini sonra da bedeni aracılığı ile öz benliğini keşfeder ve dönüşüm yaşamaya başlar. Yoga asana, bedenimizin hiç bilmediğimiz yönleri ile tanışmamızı sağlar ve psikosomatik sorunları ortadan kaldıracak kadar güçlü bir pratiktir.

Yoga da tıpkı psikoanaliz gibi bilinç dışının bilince olan etkisini tanımlıyor ve bundan kurtulma yöntemleri sunuyor. Aynı zamanda yoga da benliğin bütünleşmesi ile yakından ilgili iken, ruhun kurtulmasına tinsel ve evrensel bir boyut da getirerek psikoanalizden ayrışıyor. Psikoanaliz/terapi gören kişilerin yoga yapmalarının ve yoganın dayandığı felsefeyi çalışarak   içsel yolculuklarını kolaylaştırıp derinleştireceğini söylemek mümkün.

‘Yoga ve Bilinçdışı’ adlı yazısında Mireille Martin; psikoanalizin, yoganın sözünü ettiği ‘birleşme’ anlamına yeni bir boyut getirdiğinden, beden, ruh ve zihnin birleşmesini Ödipal arzu ile bağdaştırarak Anne/Baba ile birleşme isteminden bahseder. Psikoterapist ve Yoga Eğitmeni Dr. Lynn Somerstein’ın web sitesi ‘Aklınızı kullanın, yüreğinizi takip edin.’ diyor. İki öğretiyi de pratiğine dahil eden Dr. Somerstein’ın çalışmaları bütünsel bir yapılanma sunuyor. British Journal of Psychiatry dergisinde Harchan Singh Brar Yoga ve Psikanaliz yazısında ‘Hem Yoga hem psikanaliz insan kişiliğinin nihai olarak bütünleşmesini amaçlıyor. İki sistem de bilinci ve bilinçaltını araştırıyor, ancak yoga insan ruhunun özgürleşebildiği, kendine ait güçleri bulabildiği üçüncü bir süper-bilinçden söz ediyor. Tinsel bir alanın varlığını kabullenen yoga sistemleri, psikanalizin sınırlarını aşıyor.’ diyor.

Yoga ve Psikoanaliz üzerine bir çok değerli kitabın var olması (Freud and Yoga- Helfried Krusche, Yoga and Psychoanalysis- Günter Von Hummel, Jung and Yoga- Judith Harris sadece bazıları ve İngilizce olanları) bu geniş ve derin konunun araştırılıp düşünüldüğüne dair olumlu bir atılım.

Bu yazıyı saygıdeğer BKS Iyengar’ın bir sözü ile bitirmek isterim: ‘ Yoga’nın özü gerçek benliği taklit eden küçük benliği örtmekdir.’

 

Mayıs 2016

 

 

Kaynakça: The Gift of Consciousness, Patanjali’s Yoga Sutras. Book One: Samadhi Pada Gitte Beschgard

Light on Life: The Journey to Wholness, Inner Peace and Ultimate Freedom

BKS Iyengar

The Tree of Yoga: The Definitive Guide to Yoga in Everyday Life

BKS Iyengar

www.psikeistanbul.org

 

 

 

 

 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top