Bu yazıyı hem biraz içimi dökmek hem de bu konuda girişimde bulunmak isteyen bazı yoga eğitmeni arkadaşlarım için yazıyorum.

Benden bir yaş küçük erkek kardeşimin iki kulağında yüzde 30 kadar işitme kaybı olduğunu uzun yıllar anlayamayan, yıllarca onu huysuz ve yaramaz bir çocuk olarak görmüş aile bireylerinden biri olduğumu itiraf ediyorum.

Ailem benim karnemin her zaman iyi olmasına, onunkinin de her zaman kötü olmasına rağmen neden hep ona ilgi gösterdiler bunu bir türlü anlayamamıştım çocukluk zamanlarımda. Başka bir yazının konusu bu ama şöyle bir kararım bile vardı o yaşlarda alınmış; ‘Eğer insanların seni sevmesini istiyorsan mükemmel olma. Bak kardeşinin kusurlu yanları evde ne kadar popüler. Kır, dök, tembellik yap onun gibi, o zaman kardeşine gösterdikleri ilgiyi sana da gösterirler!’ Ailemi suçlamıyorum tabiiki bu yüzden, onlar her zaman bildiklerinin en iyisini yaptılar bizi yetiştirirken, kendimi de suçlamıyorum böyle düşündüğüm için, o yıllarda olaya bu kadar dışardan bakamıyor olmam gayet normal. Kardeşim yıllarca ne işaret dili öğrendi (konuşma dilini daha iyi kullanabilmek için), ne de sesli konuşmayı tam öğrenebildi tam duyamadığı için. Yıllar geçtikçe ağız okumasını geliştirdi ve konuşmasını normal duyabilir düzeydeki bir birey kadar ilerletti ama bu süreçte çok zorlandı. Kardeşim ne sağırdı, ne duyabilen. Bunun ikilemini yıllarca hep birlikte yaşadık ve işaret dili, sağır kültürünü anlamak gibi konular aklımın bir köşesinde bekledi durdu. Bu konuya bir gün dokunacağımı hep biliyordum ama nasıl?

Neyse yıllar geçti ve ben artık yoga dersleri vermeye başladım. Yoga ile hayatımda muazzam değişiklikler yarattım. Hayallerimin bile ötesine geçtim diyebilirim. Bir gün yolda yürürken işaret diliyle konuşan bir çift gördüm ve onlara çok uzun süre bakamadım. Sonuçta ben meraklıydım evet ama öyle tren izler gibi işitme engelli izlenmez dedim kendi kendime ama çok da yanlarında olmak istedim. Bu insanları nasıl keşfedebilirim diye düşündüm. Yıllar önce derinlere gömdüğüm keşif arzum şimdi bildiklerimi paylaşma arzusuyla birleşmişti. Neyse başladım işaret dili dersleri almaya. Ben zannetmiştim ki 3-4 ay içinde bu işi hallederim. 3-4 ay sonra ilk kur bittiğinde farkettim ki kendimi ve hayatımın bazı detaylarını anlatmanın ötesine pek geçemiyorum işaret diliyle. Bir üst kur olan tercümanlık eğitimini almam şart. Neyse o da bitti ve eeee? Bu kadar zor olmayan işaretler neden bir türlü ellerimden akmıyordu? Bunu ilk işaret diliyle yoga dersimi verdiğim gün anladım. Ben sadece dili öğrenmiştim, sağır kültürünü, bu işin empatisini, onların bakış açılarını değil. O gün önümde iki seçenek oluştu; bu işten soğuyup bırakmak ya da evet işte şimdi başlıyoruz demek. Tabii ki bırakmadım, çünkü empati kurmak o an hiç zor gelmedi. Birey olarak kendini keşfetme yolunda ilerleyenler iyi bilir; ne kadar çok kişiye ilham olur, ne kadar çok kişiyi aydınlatabilirseniz kendi keşfiniz de bir o kadar artar ve yolunuz açılır. Yani siz de o ışıktan nasibinizi alırsınız. Aslında motivasyonum evrendeki alma verme dengesinden geliyor, biliyorum ki ışığı ne kadar çok paylaşırsam ben de o kadar çok ışıktan faydalanabilirim. Bu niyeti koyduktan sonra karşıma harika rehberler çıktı. Bir tanesi DEM Derneği. Demgoodcoffee adında hem işitme engellileri hem işaret dili meraklılarını buluşturan çok keyifli bir cafe aynı zamanda.

    

Derslere aylarca kafamda format ve akış bulmaya çalıştım diyebilirim. Yurtiçinde, yurtdışında yaşayan hocalarıma bazı detayları sordum ama bu konuda denenmiş birşey olmadığı için onların da çok çözümsüz kaldıkları şeyler oldu. Mesela gözler kapalıyken ya da derin dinlenmedeyken öğrenciyi dokunarak uyandırmak öğrenci açısından çok eğlenceli olmayacaktır diye düşünüyordum ki uygulamada da öyle de oldu. Onlar ilk defa deneyimledikleri için farkı çok anlamadılar ama ben görebiliyorum daha soft bir yöntem bulmam gerektiğini. Bu konuda titreşimli alarmlı bir alet kullanma fikrini araştırmaya devam ediyorum. 

Öncesinde çok gergindim açıkçası, çünkü sağır kültürü diye birşey gerçekten var ve ben bu kültür içinde yeni birşeyler mi sokmaya çalışıyorum, ‘icat çıkarma hadi canım!’ derler mi diye bile düşündüm. Sonra bütün kaygılarımın yersiz olduğunu gördüm ilk ders sonunda. Yıllardır yoga yapan öğrencilerim kadar rahat uyum sağladılar ve tek dersle bile çok şey hissedebildiler. Benim tek yapmam gereken dersi onlara anlatabilmekti gerisini onlar çok kolay halledebiliyordu. Yogada çok uzun cümleler kurmak zorunda değildim sadece hareketlerimi anlatabilmem, işaretleri yakalayabilmem gerekiyordu ve tabii ders bitiminde en önemli kısıma geliyorduk. Öğrencilerin dersle, hissettikleri ve keşfettikleri ile ilgili soruları kısmına, burada öğrenciyi anlayamazsanız sizi yanında göremezse, özellikle başlarda biraz garip hissedebilir. Tabiiki kimseyi düştüyse kaldırmak veya karanlığından çekip çıkarmak misyonunda değiliz eğitmen olarak ama hadi bakalım ders bitti şimdi sorularınızı da alın ve gidin demek de çok seçeneklerimiz arasında değil. O aradaki ince çizgiyi normal derslerden daha fazla hissettim diyebilirim. Derse gelmeden önce aşırı sessiz bir ders olacağını düşünürken çıkarabildiğimiz seslerin çoğunu çıkarmakla birlikte kahkahalar bile attığımız oldu. Üzülerek dipnot; konuşma dilinde kullandığımız birçok kelimenin işaret dilinde karşılığı yok yani yogada kullandığımız kelimelerin de öyle (hatta büyük bir çoğunluğunun). Bu yüzden bazı kelimelere yeni işaretler bulduk. Bazılarını esinlenerek kullandık.

Eminim çok daha farklı duyma ve konuşma profilleri ile karşılaşacağım ama şunu farkettim siz bir şekilde anlamaya ve anlatmaya çalıştığınızda yol sizi keyifle eğitiyor ve mutlaka anlaşıyorsunuz. Çünkü tüm dünyadaki sağırlar farklı işaret dilleri kullanıyor olsalar da birbirleri ile mutlaka anlaşabiliyorlar. Olay, duyan konuşan bireylerde nedense aynı değil.

Farkettiğim şu ki duyularınızdan birini tam kapasite kullanamıyor olmanız gücünüzün azaldığı anlamına gelmiyor, tam tersi bir başka duyunuz veya hissiniz mutlaka güçleniyor. Duymamak, konuşamamak ya da her ikisini de yapamamak sizi olsa olsa biraz daha derin bir anlayışa götürüyordur hem kendinizi hem diğerlerini anlamak konusunda.

 

SİTEDE ARA

Go to top