Yoga eğitmenlik eğitimi almaya karar verdin . Belki amacın sadece pratiğini derinleştirmek belki de cidden bu benim hayatımın merkezine yerleşecek diye düşünüyorsun ve o yola düşüyorsun.

Yolda ne kadar çetrefilli bir şeyin içine girdiğini görebilirsin. Hem çok aydınlık hem de bu kadar karanlık olabilir mi bir yol ? Kendine çıkıyorsa olabilir. İçinde daha  önce girmeye cesaret edemediğin ya da varlığından bihaber olduğun kıyıda köşede kalmış ne çok oda olduğunu göreceksin. Bir yandan  o odaların kilitlerini açarken bir yandan da artık içi boşalmış, köhne  odaların kapılarını kapatmaya başlayacaksın. 

Benim gibi otuzundan sonra bu yola girdiysen tekrar öğrenci olmak, ödev yapmak, sınav olmak içinde hem bir kıpırtı hem de öfke uyandırabilir. Eğer bu eğitimi alırken bir yandan çalıştığın bir işin, maddi olarak sorumlu olduğun bir sistemin varsa küçük isyanlar da çıkabilir içinde. Buna vaktin var mı senin ? Her gün pratik yapmaya, ödev yetiştirmeye, anlamamaya ve de belki de panik olmaya... Ama bırakmıyorsun. Çünkü artık o odaları biliyorsun, daha çok kapı açmak ve kapatmak istiyorsun. 

Sana giden bu yola belki de hiç bu kadar çıplak çıkmamıştın. Ya da yolda soyunmamıştın kendine. En yalın halini merak etmemiştin, belki de bakmaya cesaret edememiştin.

Dönüştüğün ya da dönüşüme hazır olmadığını gördüğün bu yol 200 saat süren ve duygu yoğunluğunun doruğa ulaştığı inziva ile noktalanacak mı? Şimdi ne olacak ? 

Eğer eğitmen olmaya karar verdiysen bunun bir son olmadığını göreceksin. İştahını kabartan eğitimler, hayranı olduğun,  dudaklarından dökülen her bir cümleyi not etmek istediğin hocaların olacak. Hayat boyu öğrenci olduğunu belki ilk kez keşfetmeni sağlayacak yoga eğitmenliği. 

Öğrendiklerini paylaşmak, öğrencilerinden de öğrenmek isteyeceksin. Yolun başındayken en büyük sınavlarından biri  derslerine giren öğrenci  sayısıyla hocalığını ölçmek olabilir, bir yandan da göz ucuyla  diğer eğitmenlerin neler yapıyor olduğunu kontrol ederken. Yoganın bu olmadığını bile bile. Kim bilir belki kendini acımasızca eleştirdiğin,  sadece eksiklerini gördüğün, yetersizlik duygusuyla boğuştuğun günlerin olacak.  

Elbette bu bahsettiklerimi herkes yaşamıyor. Nasıl herkesin yogası kendineyse, her eğitmenin de  deneyimi ve hocalığı da kendine. 

Tüm bunları  yazmaya beni iten, benim gibi taze bir eğitmenden sosyal medya aracılığıyla aldığım bir mesaj oldu. Bana anlattıkları  o kadar tanıdık geldi ki hem kendi deneyimlerimden hem de  tanıştığım pek çok eğitmenle  yaptığımız  sohbetlerdendi bu aşinalık. Eteğimdeki  taşları buraya dökmek istedim ben de. 

Pes ediyorum sanırım dedi. Çabalamaktan, anlaşılamamaktan yorulmuş. Hiç yüz yüze  gelmediğim bu hoca sadece içini dökmek istiyor, belki de artık ona yük olmaya başlayan  bu kaygıların yorgunluğunu  taşırken birinin ona omuz vermesini bekliyordu. Biri de ona pes etme desin, başaracaksın desin. Aynı hepimizin zaman zaman ihtiyaç duyduğu gibi. Sadece bu konuda değil başka konularda da  sınıra geldiğini hissediyorken birinin elini omuzuna koyup, her şey yoluna girecek yalnız değilsin demesine ihtiyaç duymak hepimizin deneyimlediği,  yaşamı boyunca en az bir kez karşımıza çıktığına inandığım bir duygu.   

Mesajları bana vazgeçmeyi düşünmesinin en temelindeki nedenin  yetersizlik duygusu olduğunu düşündürdü. Benim de halen zaman zaman dalgalarıyla boğuştuğum bildik  bir deniz bu. 

İçinde eğitimlerim yeterli mi,  becerebilecek miyim, dersten öğrenciler mutlu ayrılıyor mu, kendimi mi tekrarlıyorum, bedensel yapım asanaları öğrencilere doğru hizada göstermeme uygun değil o zaman ben iyi bir hoca değil miyim gibi pek çok dalganın ara ara yükseldiği bir deniz. Bu sorular aşırı kaygı yaratmadığı sürece faydalı bile olabilir kendini geliştirmek için. Sadece  İki soru hariç. İlki öğrenci dersten  mutlu ayrılıyor mu, ikincisi bedensel kısıtlılıklarım öğretmeme engel mi oluyor?

Bir hocam eğitiminde bizim kimseyi mutlu etmek gibi bir misyonumuz olmadığını söylemişti. Bunun üzerine çok düşündüm. Yoga salt mutluluğu vaat etmiyorsa sen bir eğitmen olarak bunu kendinden nasıl bekleyebilirdin ? 

Öğrenciye matın üzerinde açtığın alan, onun şefkati, şiddetsizliği keşfetme yolunda  atacağı bir minik adımda bile katkının  olması değil miydi aslolan? Anda kaldığımızda, bedenle ilişki kurduğumuzda  hep neşe mi fışkırıyor içimizden? Öfkeye de, hüzne de tamam değil miyiz? O halde öğrenci tüm bu duyguları sana yöneltse bile kötü hoca olmazsın. Hepsi bize, insana ait. Ortalama 75 dakika boyunca şefkatini, bilgini, anlayışını eksik etmemek iyi bir hoca olmak için iyi bir başlangıç bence.

Gelelim hocanın bedensel kısıtlılıklarına. Hali hazırda eğitmensen en az başlangıç seviye  anatomi bilgin var demektir. Eğitim alacaksan da güzel haber, büyüleyici insan bedenini tanımaya başlayacaksın. 

Her bedenin  kendine özgü, kemik, kas ve  bağ doku yapıları pek çok asanayı yapma biçimimizi belirliyor. Doğuştan ya da sonradan oluşan büyük kısıtlılıklar, engeller için de aynı şey geçerli. Dersleri kendi pratiğimizden yola çıkarak kurguladığımızdan eğitimlerde öğrendiğimiz hizanın yanı sıra  bedeninin izin verdiği varyasyonu öğretmenin ayrı bir derinliği var bence. Engelli eğitmenlerse kendi pratiklerine koyamadıkları  bazı asanaları yin, somatik, yoga terapi gibi yoga uygulamalarında gayet güzel anlatabilirler. Hatta kendi deneyimlerinin onları bambaşka yerlere götüreceğine inanıyorum. 

Uzun lafın kısası sevgili taze hoca tüm bu hocalık sancılarını çekerken aşağıdaki sorulara kalpten yanıt verebilirsek yoganın özüne dönmemize yardımcı olacak. 

-Yoga aslında neydi?

-Neden yoga eğitmeni olmak istemiştik ?

- Kafamızda  “iyi” ders kıstasını belirleyen şey neydi?  İyi dersi tanımlayanın  bizim kendimizden beklentilerimizden ziyade sadece gerçekten orada olmamız ve öğrenciyle bağ kurmamız  olduğunu hatırlıyor muyduk ?

Bu soruların cevaplarını unutup, kendi beklentilerimize, hırslarımıza ve yetersizlik duygularımıza kapılıp gitmek işten bile değil. Derste öğrenciye diğerinin pratiğini izlemeyi değil kendi matında kalmasını hatırlatmıyor muyuz? O halde sevgili taze hoca hatırla lütfen gidecek çok yolumuz, öğrenecek çok şeyimiz var daha. Sadece kendi matında kal, bağ kur,  öğrenciyi bedenen ve ruhen incitme ve ona bedenen ve ruhen alan aç yeter. Zaten gerisi biz deneyim kazandıkça gelecek.

Çünkü “ Şimdi, yoga başlar”(
atha yoga anushasanam) 

Go to top