Bugün bir yandan ev işi yapıp bir yandan kafamın içinden geçen, akan yazıyı takip ediyorum, tahmin edersiniz ki iki kat fazla yoruldum. Yogaya ilk başladığım zamanlar asanaları mükemmel yaptığımı düşünüyordum. Muhtemelen berbattım ama hocam hevesimi kırmamak için sesini çıkartmıyordu.

En zor asanaların içine girmeye ve ne kadar rahatsız olursam olayım kendimi orada kalmaya zorluyordum. Herkesin yapabildiğini ben nasıl yapamazdım? Üstelik o kadar çok pratik yaparken bu mümkün değildi. Yanlış anlaşılmasın bu başkalarından iyi olma hırsı değil, inatçı kişiliğimin aklımın önüne geçmesiydi. Hiç kimseyle yarışmak gibi bir derdim yoktu, hırslı biri hiç olmadım ama genlerimde yaptığım işin en iyisini yapmak için mücadele eden bir taraf var.

O zaman ki düşüncelerime göre bedenim rahatsız ola ola ileri seviye asanaları yapmayı öğrenecekti, ben bunu başaracaktım. Bedenim çok çalışırsam öğrenebilirdi ya da bir şekilde öğrenmek zorundaydı. O yüzden ilk eğitmenlik eğitimim vinyasa yoga eğitimi oldu. Kendime ilk zararıda eğitim sırasında verdim. Israrla lotus oturmaya çalışırken dizimden gelen çat sesini herkes duydu, canım çok yanmış ve uzun süre ağrı ile kalmıştım. Ve o sıralar dizde kan damarlarının olmadığı için aldığı hasarın çokta kolay iyileşemeyeceğini bilmiyordum. Bilsem yapar mıydım? Muhtemelen yapardım. Fakat gözden kaçırdığım çok önemli bir ayrıntı vardı. Dıştan bakıldığımızda ne kadar birbirimize benzesekte anatomik olarak aramızda dağlar kadar fark vardı. Bazen onlarca yılda çalışsan lotus oturamayabilirdin. Başlık “travmaya maruz kalan bedenlerle çalışmak” ama, aslında beden kadar, duygu-durum değişikliklerinin, travma geçiren insandaki ruhsal değişikliklerinde farkında olmamız gerekiyor. O yüzden öğrenciye yaklaşırken bedensel olduğu kadar ruhsal durumunuda göz önünde bulundurmaya özen göstermeliyiz.

Kemoterapi alan kişilerde bu hasta ve kısıtlı hissetme durumunu oldukça açık bir şekilde fark ediyorsunuz. Kişi bedeninde birdenbire ortaya çıkan kanserle, aylarca sürecek mücadelesine başlarken, önce çevresini sonra kendisini suçluyor. Ama zamanla hastalığı kabullenmeye ve şifayı bulmaya doğru yöneliyor. Bazen böyle mücadeleci insanların yolu yoga ile kesişiyor.  İlk kez  kemoterapi tedavisi alan biriyle çalışmaya başladığımda daha terapi eğitimi almamıştım. Beraber yoga yapacağım arkadaşımla daha önce birçok kez yoga yapmıştık ve o göğüs kanserinin en agresif türü ile mücadeleye başladığında elimden geldiğince yoga ile yanında oldum. O mücadelede asanalara onun o günkü durumuna göre varyasyonlar ekledik, mesela altı ay boyunca hiç denge duruşu yapmadık. Bazı günler sadece matın üzerinden kalkmadan kırk, elli dakika ders ve nefes çalışmaları yaptık. Arkadaşım “savasana”dan mutlu bir ruh hali ile kalktığında ben ondan daha çok mutlu oluyordum. Çok şükür ki o şifaya kavuşurken ben elimden geldiğince onunla kaldım. İlk o zaman fark ettim bedene fazla yüklenmenin gereksizliğini, yattığın yerdende, omurgayı güvende ve bütün tutarken birçok asana varyasyonu yapılabiliyorduk. Skolyoz için yoga terapi eğitimi, bedensel farkındalığımı geliştirmek için ilk adımdı, daha sonraki yin yoga uzmanlaşma eğitimim kendi bedenimin neler yapıp neler yapamayacağını anlamama olanak sağladı. Mesela lotus oturmama kalçalarımın durumu müseade etmiyordu ki bu farkında olma haliydi. Beni bütünsel yoga terapi eğitimine taşıyan ve beni geçen zamana, büyüyen bedenime şefkat gösterebileceğim, konfor alanlarımı keşfedeceğim bir eğitime ve  sevgili hocama kavuşturan, farkında olma hali. Her eğitim benim için çok kıymetli ama terapi eğitimim vazgeçilmezim. Herkes kendi sınırlarında ve içine en rahat yerleşebildiği asanaların içinde kalmayı öğrenmeliydi. Eğitimle beraber kronik rahatsızlıkları olan insanlarla tanıştım. Birisi eklem romatizması, diğeri fibromiyalji hastası iki öğrencimle hiçbir asana yapmadan oturduğumuz günlerimiz oldu. Sadece kendilerini yanımda rahat hissettikleri için derse geliyorlardı. Bense ilk zamanlarda sanki hiçbir şey yapmadan bir karşılık alıyormuş gibi kendimi rahatsız hissediyordum. Sonra arkadaşımın biri “böyle düşünmen yanlış çünkü öğrencilerin senin duygusal desteğine ve onlar için yarattığın huzur alanına geliyorlar’’ demişti. Düşününce bu bakış açısı bana mantıklı gelmişti. Bir süredir fıtığı, skolyozu, kalp rahatsızlığı ve diz problemi olanlarla birebir çalışıyorum. Bolca destekle ve o günkü duygu durumlarına göre ilerleyen yumuşak akışların içinden geçiyoruz. Birilerinin bedeninde ve ruhunda bir rahatlamaya sebep olmak benim için tarifi olmayan bir duygu, kendimi iyi hissettiriyor.

Artık kendi hayatımda da yok, içinde rahatsız olduğum asanalar. Kendimi iyi hissettiğim asanaların içinde istediğim kadar kalabilme lüksüm var.

Farkındalıkla kalın, hoşça kalın. Namaste.

Go to top