Sonbahar geldi, okullar birer birer açılıyor, eve dönüşler ya yapıldı ya da eli kulağında. Herkesi bir telaştır aldı, hele de çocukları okuldayken ya da iş çıkışı kendilerine zaman ayırabilecek kadar şanslı olanlarımızı.

Arayışlar başladı… Acaba bu sonbahar ne yapsam? Hangi kursa gidebilirim? Hangi aktiviteyi deneyebilirim? Yazın aldığım kiloları bir an evvel nasıl verebilirim? Değişik bir şey deneyeyim bu sene, diğerlerini biliyorum. Resim, yoga, pilates, fitness, fotoğrafçılık, yazarlık, o, bu, şu…gibi bir sürü şey geçiyor akıllarımızdan değil mi? Peki ama hangisi? Hangisi benim için daha uygun?

Benim bildiğim bir şey varsa o da, “lütfen zihninizde bu sorular dönüp duruyorsa yogayı seçenekler arasından çıkarın”. Evet yanlış anlamadınız, “çıkarın”. Çünkü yoga seçilecek bir seçenek ve saydığınız veya sayacağınız hiçbir şeyin alternatifi olamaz. Sadece diğer seçtiğiniz her şeyi tamamlayan ve sizinle birleştiren bir yol olabilir. Diğerlerinin hepsini deneyebilirsiniz ama yoga denemek için değildir, o yaşamınıza entegre olmak için vardır. Onu yaşarsınız ve en nihayetinde yaşamınızdaki önem verdiğiniz diğer her şey ile bütünleşirsiniz.  Aslında zihniniz sayısız seçenekler arasında bu kadar bölünmüşken yoga tam da sizin içindir. O zihninizi bütünler, sizi anda tutar ve kendiniz için en iyi olanı seçmenize olanak tanır. Yoga bir spor, bir etkinlik, bir faaliyet değildir. O ruhsal, zihinsel ve bedensel disiplinlerin bir bütünüdür. Hayatınızı farkına varamayacağınız bir şekilde disipline edecek, ihtiyacınız olan her şeyi birleştirecek bir yol, bir yöntemdir. Bedenin, zihnin ve ruhun mükemmel bir denge ve uyum halinde olmasıdır. Sizi hem bedenen sağlıklı tutan, hem aldığınız ve verdiğiniz nefeslerle zihninizin yorgunluğunu alan hem de ruhunuza huzur veren bir yaşam biçimidir. Başka hiçbir şey aynı anda tüm bunları başaramaz.

Dersin başında matımızın üzerine oturup birbirimizi selamladığımız anda başlar zihniniz sakinleşmeye. Tüm asanalar süresince bedeninizi tanıma şansı yakalarsınız, her zaman kendinizin doktoru olur ve her şeyi kendi sınırlarınızda yaparsınız. İşte tam da bu yüzden “yoga sınıflarında seviye yoktur” diyoruz. Aynı sınıfta herkes aynı dersi ama kendi yogasını yapacaktır. Yanınızdaki, arkanızdaki, önünüzdeki sizin için geçilecek ya da gerisinde kalınacak bir yarışmacı değil, sadece yol arkadaşıdır. Bedeninizi tanıdıkça, kendinizi keşfeder ve o güne kadar bedeninize ne kadar da yabancı olduğunuzun farkına varırsınız. Derslerin sonunda “savasana” ya geldiğimizde, dersin en zor asanasının o olduğunu bilmeden, öylece bırakıverirsiniz kendinizi mata sırt üstü. Bırakmayı öğrenirsiniz; bedeninizi, egonuzu, yüklerinizi, zihninizi, korkularınızı, size iyi gelmeyen her şeyi. Hafiflersiniz, işte tam da o an bedeninizin, zihninizin ve ruhunuzun bütünleşmesinin keyfine varır ve bunu hep bir daha, bir daha deneyimlemek istersiniz. Ders amacına ulaşmıştır ve siz her geçen gün “savasana” da daha çok rahatlamayı, bırakmayı ve huzur bulmayı öğrenirsiniz. Dersin sonunda birbirimize teşekkür ederken kalbinizle gülümsersiniz.  

Ya da bunların hiçbiri gerçekleşmez! Birkaç gün, birkaç hafta, birkaç ay sonunda “bunların hiçbirini hissedemedim” diyerek yoga yolculuğunuzu bitirebilirsiniz de. Yapacak bir şey yoktur, yoga istediği kadar yaşamınıza entegre olmaya çalışsın, önemli olan sizin ne istediğinizdir. O hiçbir zaman zorla hayatınızda yer almaz, tek yapacağı olur da bir gün geri dönerseniz sizi yine sarıp sarmalamak olacaktır o kadar.

Bizi birleştirecek, yol arkadaşı yapacak bu yolda tekrar ve ilk kez buluşacaklara…

Aşk Olsun.

Go to top